
Sarılırmıydım şiirlere olsaydı ellerin
Müptelası başka bir şey olmalı
Varsayılan bunca döngünün bende ki hezimeti
Kalemin ucunda dökülüyor “sensizim” sinyalleri
Nefes alamamın bendeki tadı başka
Onlar yaşamanın vermiş olduğu nefesi alıyor
Bense;
senin vermiş olduğun havayı soluyorum,
Gıyaben seninle sevişiyorum
Onlar buna, “tamda aklımdan sen geçmiştin” diyorlar.
Hatırlanamayan sevgililere acıyorum, üzülmüyorum.
Onlar bu kadar sevilecekler, sevdikleri kadar.
Ben; sana üzülüyorum, nasıl özlediğimi anlatamayan ben.
Bir selaleden düşen balığın, uçuyorum mutluluğu tenimde
Aklımda, gurbetini çekiştiriyorum.
“Zalımınoğlu” dedi
Ben sessizce seviyorum, gurbeti, hissettirmeden.
Azizem; iki gurbet çekme diye susuyorum…
“Uyusaydım şuranda, saçlarını üzerime örtseydin.”
Karartılı bir gece şimdi, gökyüzünde koca bir bulut.
Yağmur düşmeyecek biliyorum, hissediyorum.
İnsan yasadığı özlemi bilmez mi?
Yoksa bulut şiirde bir incelik
Sense bende vuku bulmuş serenad.
Kuş sesi kesilirdi sen konuşurken
Ve o müzik hâlâ kulaklarımda
Bülbülün söylemesi gibi “aklımdasın” demek isterdim,
Senin dediğin gibi
“Akıl sende ne gezer, en çok o deli yüreğine kapıldım,”
(…. …… .. ….. … …..)
Şimdi en güzelini ben yaptım;
Rahatladım!
Sukûnet







